9 Eylül 2013 Pazartesi

etkisi altında: mööö!


Canım bloğum.
Canım dostlarım.
 Bu kadar süre aileme güncelleme yapmasam şimdiye evlatlıktan on kere reddedilmiştim. Ama siz öyle vefalısınız ki. Hala güzel yorumlar yapıyorsunuz, merak ediyorsunuz. Nasıl mutlu oluyorum bir bilseniz. Biraz da utanıyorum aslında. Diyorum bak insanlar inatla sana bir şeyler yazıyorlar sen hala s.kinin havasında geziyorsun  ayıp  yaptığın. Ayıp ki ne ayıp. Valla ben sizi hak etmiyorum ya cidden. Layık değilim size.  Sorun sizde değil tamamen benim eşekliğim. Hadi bırakın gidin beni şimdi. Bu yükü daha fazla taşıyamayacağım sanırım. Kapatın ve aklım başıma gelinceye dek uğramayın buraya.
Desem de olmaz.
Çünkü ben gelicem yine özlerim sizi.
Hem yazmıyorum falan ama benimde elimde bir akıllı telefonum bir tapletim hadi bırak onları kıçı kırık bir masaüstü zımbırtım var mı ki size ulaşayım. Öyle de bir züğürtüm işte. Halbuki bende istemez miyim şöyle içimi dökeyim sizlere, sohbetler edeyim. Evdekilere ısrar etsem alırlar illa da bende de onu isteyecek yüz yok. Ne bileyim karakter işte harçlık isterken bile utanırım ben. Annem evde karnımı doyuruyor diye gece gündüz şükretcem yakında  öyle de bir mahcubiyet işte nerden geldi bilmiyorum. :D O yüzden bu yıl güzelce inekleyip seneye " nerde benim afyonum, bilgisayarım" demeye yüzüm olsun istiyorum. Hem iyice odaklanmışken beni meşgul eden bir şeylerin olmamasıda iyi oluyor. Çünkü bu yıl tek düşündüğüm şey üniversite meselesi.
Hem şunun şurasında sınava ne kaldı. Ben kazanıp geliyorum sizde bu sırada kahvenizi hazırlayın döndüğümde sıkı muhabbet edicez, hiçbiryere bırakmam. :D

 Sevgileeer.

7 yorum:

''Susmak gerçeği anlatmanın en iyi yoludur''
Ama siz yine de bir şeyler söyleyin. :)