Son zamanlarda izlediğim en farklı konuya sahip bir filmden bahsetmek istedim bugün hakkım olmayarak. Gitgide yalnızlaşan ve sanallaşan insanoğlunu ele alıyor.
İsmi ''HER''
Geleceğin dünyasında gelişen teknolojiyle beraber insan zekasına ve duygusuna eşdeğer yapay zekalar geliştirilir. Bizim yalnız ve romantik kahramanımız Theodore bu işletim sistemlerinden biri olan Samantha'ya aşık olur.
Konu kısaca böyle, onun dışında pek de bir numarası yok aslında filmin. Ama benim asıl bahsetmek istediğim ne filmin konusu, ne zaman zaman biraz sıkıcı olabilen işleyişi.
Asıl konuşulması, üzerinde tartışılması gereken şey bu filmin ne kadar bizden olduğu. Günümüzde hepimiz Theodore gibi değil miyiz allahaşkına. Mesela niye bu blogdayız? Niye hiç tanımadığımız, görmediğimiz insanların yazdığı bir kaç cümle bizi mutlu ediyor ya da üzebiliyor. Sanal bir aşka kapılmayan kaldı mı ki aranızda? Bazen gece yarılarına kadar connected2.me'den bulduğumuz insanlarla deli gibi sohbet etmiyoruz sanki. Konuşmanın üstüne uykuya dalarken hayaller kurmuyor muyuz o tanımadığımız insanlara dair. Bana çok oluyor mesela. Biriyle konuşuyorum görmeden, dokunmadan bilmeden. Sonra diyorum ki keşke yanımda olsa çok uyumlu olabilirdik, çok sevebilirdik diyorum.
Peki mümkün mü bedenden bağımsız salt zihinle bir aşk yaşayabilmek?
Bu tür bir aşk gerçek mi ya da asıl gerçek olan bu tür bir aşk mı?
Filmden sonra kafanızı mıncıklayan sorulardan bir kaç tanesi sadece bunlar.
Sizde allak bullak olan kafanızı tamamen çorba yapmak istiyorsanız izleyin derim
Sağlıcakla.









