13 Ağustos 2012 Pazartesi
Kitap Çekilişi
Katılmak için tıkla.
Son zamanlarda çekilişlere katılmıyordum pek ama bunu görünce kayıtsız kalamadım.
Çok güzeller. Benim olsunlar. :D
12 Ağustos 2012 Pazar
Bayram Kartları
Dışarıda yağmurlu bir hava var.
Hem de ne yağmur şimşekler çakıyor, gök gürüldüyor.
Ben de odamda oturup sevdiklerime bayram kartları hazırlıyorum.
Bunu ilk kez yaptığım için heyecanlıyım biraz.
Ama o kadar güzel bir şeymiş ki.
Kartları seçmek, hepsine uygun rengarenk zarflar almak, içlerine iyi dilekler yazmak...
En iyisi biz bırakalım artık telefonları, mailleri. Mektuplar yazalım, kartlar gönderelim birbirimize.
Hatta dumanla bile haberleşebiliriz, yeter ki samimi bir şeyler yapalım artık.
9 Ağustos 2012 Perşembe
Mim
Sevgili KitapAyracı beni mimlemiş. Sorular da güzelmiş cevaplamadan olmazdı. :D
Başta bu fikri kabul etmezdim. Ölümden korkuyorum çünkü. Gerçekleşmeyen hayallerim, sevmeyi beklediğim insanlar varken erken bir ölüm fikri bana çok ağır gelirdi. Olur da bu fikre alışabilirsem ilk önce sevdiklerimle vedalaşırdım. Onlarla son kez vakit geçirirdim. Küs olduğum insanlara onları affettiğimi söylerdim. Sonra bol bol yürüyüşe çıkardım, bisiklete binerdim. Datça'ya Olympos'a ve İstanbul'a giderdim. Kapadokya'da balona binerdim.
Ve bunları bir daha yapamayacak olmanın verdiği üzüntüyle hiçbirinden tat alamazdım.
Fobileriniz, takıntılarınız var mı? Varsa neler?
Takıntılarım var. Mesela açık dolap kapakları, açık çekmeceler onları kapatmadan rahat edemem. Yatağımdan kalkar, dışarıda geri döner kapatırım o kapakları. Başkasının ayakkabısına, çorabına dokunamam. Deodorant meselesinde görmemiş gibiyim şişeyi gördüğüm zaman koltuk altlarımın pudralı deoranta bulanmasından kaçışı yoktur. Ter kokusuna tahammülüm yok.
Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?
İnsansız bir hayat!
Vaav. Bu hep hayalin kurduğum şey. Artık gizlenmeme gerek yok. Sokaklar bomboş. Aptal bakışlar yok. Cadde cadde, sokak sokak dolaşayım ben de. Her halta karışan mağaza görevlileri olmadan alışveriş daha da eğlenceli. Talan edeyim her şeyi. Imm istediğim kitapları, filmleri de alayım şuradan oh. Evet evet her şey istediğim gibi yalnızlık, sadece ben ve hoşlandığım şeyler
...
Hımmm peki ama bu huzursuzluk nereden çıktı şimdi. Canım sıkılmış olamaz, zaten insanlar olsa da aynı şeyleri yapıyordum. Araba sesleri, çocuk gürültüleri yok ama ben neden şimdi hayatın çok daha anlamsız olduğunu düşünüyorum.Hep böyle bir şey istememiş miydim? Çok garip. Demek ki ne onlarla oluyormuş ne onlarsız. İnsan ne istediği konusunda daha dikkatli olmalı belki de.
Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız? Neden?
Tabi ki de kendi ülkemden. Karış karış her toprağını gezmek istiyorum. Çoğu ülkede bulamayacağımız kadar tarih, doğa, kültür, deniz var çünkü.
İtiraf edin prens/prenses'e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz?
Öpmek kısmet olmadı yavrum seçenekleri değerlendiyoruz. :P
En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız olay?
Geçen gün yolda göz göze geldiğimiz halde selam vermeden yanından geçip gittiğim sınıf arkadaşım. Herkesin içinde beni bir güzel bozunca diyecek bir şey bulamadım. Haklıydı. Ama sevmiyorum o çocuğu ya napim. En son olan bu. Eskilere hiç inmeyelim, bir zamanlar okulumda 'Gaf Kralı' olarak bilinirdim. Hiç gerek yok yani. :D
--- Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey?
Mp3, deodarant, kitap.
*Telefonumu hep evde unuturum.
--- En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız?
İşte yıllardır beklediğim şey. Biliyordum, biliyordum uzayda hayat var işte. Canım arkadaşım seninle her galaksiye, her gezegene gelmeye razıyım. Zaten çok sıkıldım buralardan. Hani uzay mekiği nerde?
Tabiki de arkadaşlarımın evine sinsice girip neler karıştırıyorlar izlerdim. Sonra tanımadığım egzantrik tipleri falan incelerdim, gerçekte nasıllar diye. O okulda hiç çalışmıyorum ama fizikten hep 100 alıyorum çok zekiyim naraları atan insanların nasıl hayvan gibi çalıştıklarını ispatlardım. Koy video kamerayı 5-6 saat kayıt yapsın sonra hooop okulun facebook sayfasına. Çok iyi olurdu ya! :D
Cevaplamaya layık bulurlarsa mimlediklerim NarÇelen Öylesine Biri Venüs'ün Kalbi
7 Ağustos 2012 Salı
Etkisi Altında: Vicdan Azabı
Geçtiğimiz sene bu zamanlar bir dost kazığı yemiştim.
Çok güvendiğim birinin bana bunu yaşatması o kadar canımı yakmıştı ki.
Anında soğumuştum ondan, sarf ettiği onca pişmanlık, özür sözcükleri buz gibi gelmişti.
Aradan bir sene geçti ve ben yeni yeni kendime geliyorum.
Oturum sakince düşündüğümde, sanki ona haksızlık etmişim gibi hissettim kendimi.
Son bir haftadır bu duyguyu yaşıyorum.
Öyle ki rüyalarımda bile gidip ondan özür dilediğimi falan görüyorum.
Ama ben çok kırılmıştım gerçekten...
Toparlanamamıştım kolay kolay.
Bana yaptığı şey derin yaralar bırakmıştı kalbimde.
Hiç beklemediğim birinden, hiç beklemediğim bir anda hiç beklemediğim bir şey...
Şok üstüne şok.
Şimdi düşünüyorum da her insan hata yapamaz mı?
Acaba benden özür dilediğinde pişman olduğunu söylediğinde affetmeli miydim onu?
Bu dostluk benim yüzümden mi yıkıldı?
O da benim kadar acı çekmiş miydi?
Hiç birinin cevabını veremiyorum.
Ama vicdanım rahat bırakmıyor beni.
Rüyalarım kabusa dönüşüyor, yüzüme kapanan kapılar hata yaptığımı söyleyen insanlar görüyorum.
Keşke bu kadar uzamasaydı her şey, keşke beni henüz olay yeni yaşanmışken bir başıma bırakmasaydı arayıp sorsaydı. Belki o zaman affedebilirdim. Araya bu kadar soğukluk girmezdi.
Şimdiki vicdan muhasemde olmazdı belki de.
İlerde birgün yine bu olay aklıma gelince suçluluk duygusuna kapılmak istemiyorum.
Gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum.
Ya vicdan denen şeyi söküp atacağım kalbimden, yoluma öyle devam edeceğim.
Ya hissettiklerimi söyleyeceğim ona.
Ama işte nasıl söyleyeceğim.
Affet beni sen haklıydın tek hatalı bendim mi diyeceğim.
Bu kendime, yaşadıklarıma yapılan bir haksızlık sayılmaz mı.
Hata yapan oydu. Beni üzen, ağlatan oydu.
Peki nerden çıktı şimdi bu vicdan azabı?
Kafamda bir sürü cevapsız soru var ve benim ne yapmam gerektiğine dair hiçbir fikrim yok.
5 Ağustos 2012 Pazar
illa yazacaksak hani
Kulağıma kulaklıklarımı takıp, uzun yürüyüşlere çıkıyorum şu aralar.
O kadar iyi geliyor ki.
Yürüyüş sonunda parklardaki su fıskiyelerinden birine içine atıyorum kendimi. :D
Oh buz gibi, sırılsıklam dönüyorum eve. :D
Şu aralar bir de pasta- börek durumlarına takmış durumdayım. Her gün birini deniyorum. Gelen yorumlar çok mutlu ediyor beni. Mesela geçenlerde kahveli-zencefilli- kek yaptım ev halkı öldü bitti. :D Elimin lezzeti varmış öğrenmiş oldum. Gerçi bugün yaptığım muffinler kalıplardan tepsiye doldu taştı ama ilk seferde olur böyle şeyler dimi ama. :P
İki parça halinde verdiğimiz iftar yemeklerini de şükür atlattık. O kadar yorucuydu ki. Hiçbir şey anlamadım valla. Kalabalık misafir ağırlamak zor iş. Hele evde tek kızsan.
Kursa gelip gidiyorum ama evde kitabın yüzünü açmadım.
Çalışmam gerektiğini biliyorum, fikir olarak kafamda hep var ama pratiğe geçemedim daha.
İlham perimin ( ya da hangi yardımcı periyse artık) bir an önce gelmesini bekliyorum.
En azında iki sene içerisinde bir ara uğrarsa çok iyi olur, ayrı geçirdiğimiz önceki iki senenin özlemini gidermemiz gerekiyor zira.
Kullanıp atılan Tuvalet Kağıdı'ndan sevgiler efenim^^
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




