10 Eylül 2012 Pazartesi

Dişçi Günlüğüm

    
  
 Aylardır aklımda olan diş taşı temizliği için bugün o koltuğa oturdum. Diş taşı da ne? diyebilirsiniz. Ah çünkü dişimi swarovski taşlarla kaplattığımdan bahsetmemiştim. Tabi üç ayda bir parlatma, cilalatma işlemleri oluyor onun. Ha ha parayı nereye harcayacağımı şaşırıyorum yahu. :P  (daha fazla zırvalamama izin vermeden aratın google'da :D) 

    

    Saat bir sularında evden çıkıp, durağa doğru yöneldim. Klasik bir dolmuş yolculuğundan sonra, hastaneye ulaştım. Hasta kabulden sıra alıp,muayenehanenin önünde kendime bir yer buldum. Çantamdan kitabımı çıkarıp, okumaya başladım. Kitaba öyle sardırmışım ki, hemşirenin kaç defadır beni çağırdığını fark edememişim. En son doktorun ortaya çıkıp 'nerde lan o koduğumun Tuvalet Kağıdı' çığlıklarıyla irkildim. Birazdan bu sinirden gözü dönmüş doktorun koltuğuna oturacağım korkusuyla ne yapacağımı şaşırmış bir halde çantamı kitabımı koymak için yer aradım. Ben ortalıkta şaşkın şaşkın gezinirken doktor bir çığlık daha attı 'aslında böylelerine bakmamak lazım, daha sırasını bilmiyor'  Bu çığlıktan sonra ben de şarteller attı tabi. Geçtim karşısına ' noluyor be sana? herkes gibi saatlerce gözümü kapıdaki monitörden ayırmamak yerine, oturup iki sayfa kitap okumak suç mu? insanlara çemkirmekten arda kalan zamanlarında sen de yap bence en azından hastalarınla nasıl konuşacağını öğrenirsin! ' diyemedim, ama içimden bunun iki katı kadar sövdüm. 

    Her neyse, sonra oturmam için koltuğu gösterdi. O an üzerinden bir spot lamba sarkıtılmış, nasıl oturulacağı belli olmayan bu garip kırmızı koltukla anlık bir bakışma yaşadık. Adeta kaç kurtar kendini dercesine bakıyordu bana. Aklımda gelip geçen binlerce düşünceyle boğuşurken, ayaklarım koltuğa doğru bir kaç adım atmıştı bile. Sonraki olaylar takip edemeyeceğim kadar büyük bir hızla gelişti. 

    Doktorum LÜTFİYE kocaman açmamı istediği ağzımda soğuk ve metal kokan aletlerini gezdirirken intikam alırcasına sorular sormaya başladı. Soruları sorarken o an konuşamıyor olmamdan aldığı haz gözlerinden okunuyordu. Konuşmaya çabalarken ağzıma daha çok değen o soğuk aletten tiksinip sustum. Hadi LÜTFİYE işini yap bakışı attım. O da ağzıma içinden garip bir ilaç akan küçük bir hortum tutmamı istedi, 'heh elime düştün işte.' Ona yardım olsun diye değil kendi sağlığım için tuttum hortumu, o da bu sırada taşları temizlemeye başladı. 

    Öyle korktuğum kadar acımadı. Biraz kanadı o da çok normal. Dilinin ağırlığına karşın eli hafifmiş doktorum LÜTFİYE'nin. Sonra kadın birden kendini bana çok yakın hissetmiş olacak 'hafif bir çürüğün var. bir ara gel dolgu yapalım.' dedi. İçimden böylelerine verilebilecek en iyi cevabın susmak olduğunu geçirdim. Baksana nasıl da kibar kibar uğurladı beni. Sahte bir gülümseme takınıp, cevap vermeden çıktım. 

    Bir zafer kazanmış edasıyla tuvalete gittim, ağzımı çalkalayıp kanı temizledim. Aynaya baktığımda iki ön dişimin arkasını kaplayan taştan eser kalmadığını görerek tebrik ettim rakibimi.( LÜTFİYE'yi öldür, hakkını yeme.) 
Sonra;
Dışarı çıktım, geçen ilk dolmuşu durdurdum. Ve bir öğrenci uzatıp, olay yerinden uzaklaştım.



11 yorum:

  1. Ahah ne güzel anlatmışsın, bir diş taşını temizletmek en fazla bu kadar güzel anlatılabilirdi.:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah çok teşekkürler^^
      Sanırım ben de dişçilerle olan ilşkimi ancak böyle anlatabilirdim. :D

      Sil
    2. çok keyifli bir anlatım olmuş gerçekten :)
      ben de temizletmek için gitmiştim dişçiye
      ama dayanamayıp yarı da terk etmiştim :D
      acıdan değil de bıraktığı his berbat :(

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. LÜTFİYE'ye baksana. Nefret edilmeyecek gibi mi? :D

      Sil
  3. Küçüklerde iğne, büyüklerde dişçi korkusu..Aşılmıyor, aşılamıyor :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle.
      Alllahtan ne çok iğne gördüm, ne de çok dişçi koltuğuna oturdum.

      Sil
  4. çok keyifli anlatmışsın cidden ah bi de geçmişler olsuuun:))

    YanıtlaSil
  5. bende bir tanesi var. adam iyi hoş ama sürekli ıkınıyor:/

    YanıtlaSil

''Susmak gerçeği anlatmanın en iyi yoludur''
Ama siz yine de bir şeyler söyleyin. :)